Kediye Alerjiniz mi Var? | Pippet
Evcil dostunuz için %100 doğal probiyotiktli, alerji önleyici, hijyen ve bakım ürünleri.

Kediye Alerjiniz mi Var?

Tatlı, tüylü minik bir dostumuz “Miyav” der ve gözler kızarmaya, burun akmaya ve hapşırıklar art arda gelmeye başlar. Tanıdık mı? O zaman, büyük ihtimalle kediye alerjiniz var.
Bu nadir rastlanan bir durum değil aslında. İnsan popülasyonunun %5’i ile 10’u arası kişide kedilere karşı bir hassasiyet mevcut.

Her ne kadar kedi alerjisi erken yaşlarda ortaya çıkıyor olsa da, alerji hayatın herhangi bir aşamasında belirebilir. Kedi alerjisi olan insanlarda, reaksiyon neredeyse anında kendini belli edebiliyor. Daha hafif geçirenlerde ise, maruz kalma ve reaksiyon arasında 4 ile 8 saat arası bir fark olabiliyor. Belirtilerin süresi ise yine kişiden kişiye değişiklik gösterebiliyor; bazıları birkaç dakika reaksiyon gösterirken, bazıların da günler sürebiliyor.

Son yapılan araştırmalar gösteriyor ki, kedili bir ortamda büyüyen çocukların alerji riski diğerlerine göre daha az. Bunun en mühim sebeplerinden biri de; anne sütü.

Bilinen yedi adet kedi alerjisi türü var. Bu alerjenler, tüylerde, tükürükte hatta bazı zamanlarda idrarda kendilerini belli edebiliyorlar. En bilinen kedi alerjeni ise, “Feld1” isimli protein. Bu protein, tükürükte ve ciltte bulunuyor ve herhangi bir temasta kediden insana geçebiliyor. Ölü deriler de bu proteini içerebiliyorlar ancak unutulmamalıdır ki, bu protein cildin bir parçası değil; sadece üzerinde bulunuyor.

Bu proteinin en büyük sorunu; çok küçük olduğu için gözle görülememesi ve havada da süzülebildikleri için kolaylıkla solunum yoluna etki edebilmeleri. Ayrıca, yapışkan bir yapıya sahip oldukları için; koltuklara, halıya, sizin üzerinize de kolaylıkla yapışabiliyorlar. Bu alerjen çok küçük ve hafif olduğu için, fark edilemiyor ve etkisi anca kedi evden gittikten altı ay sonra geçiyor (hatta bazen evde hiç kedi yaşamamış olsa bile etkili olabiliyor).

Bazı türler, alerjik bünyeler için güvenli midir?

Aslında alerjenlerin miktarı, türden türe değişmiyor. Kısa tüylü kediler de, uzun tüylü kedilerle aynı sayıda protein taşıyorlar üstlerinde. Sadece bir araştırma bir keresinde açık tüylü kedilerin, koyu tüylü kedilere nazaran daha az alerjen taşıdığını iddia etmiş. Diğerleri bir fark olmadığını söylüyorlar. Ancak, şimdilik alerjen potansiyeli taşıyan kedileri ayırt etmenin hiçbir yolu yok.

Alerjen üretme potansiyeli kediden kediye değişiyor. Bu yüzden, alerjik insanların reaksiyonları da kediden kediye değişiyor. Sadece, tek bir Siyam kedisine alerjik reaksiyon göstermedi diye tüm Siyam kedilerine reaksiyon göstermeyecek diye bir kanıt maalesef yok.

Peki ya tüysüz kedilerde?

Maalesef, hayır. Tüysüz bir cins olan Sfenks’te bile kendilerini temizledikleri için bu proteinden üretiyorlar. Tüysüz kedilerin tek artı yönü; kendilerini temizledikleri sırada yayılan protein sayısı ve havada asılma oranının daha düşük olması.

Ayrıca uzmanlar alerjik olmayan kedi türü klonlanmaya ve üretilmeye çalıştılar ancak başarılı bir sonuca hala ulaşılamadı. Tüyün kendisi ya da döküntüsü alerjik olmadığı için kediyi tıraş etmenin de bir faydası yok ama yine de, kedi alerjisiyle baş etmenin birkaç yolu var.

Kedi Alerjisiyle Mücadele Etmenin 4 Yolu

1. KEDİYE BAKIM YAPIN

. Bir klinik araştırmaya göre, anti-alerjik spreyler ve şampuanlar kısmen işe yarıyor ancak alerjenler birkaç gün sonra geri dönüyor.

. Fakat bazı ürünlerin alerjik reaksiyonları minimum seviyeye indirdiği kanıtlanmıştır. Yine de, aklınızda bulunsun. Kedinizi çok sık yıkamak cildini kurutur ve protein üretimini arttırır.

. Alerjiyi azaltmanın bir yöntemi de, kedinizin tüylerini günlük olarak fırçalamak. Böylelikle, alerjen taşıyan birçok tüyden de kurtulmuş oluyorsunuz. Ayrıca, alerji sahibinin fırçalamayı yapmaması mantıklı olacaktır. Hatta kediyi evin içinde taramamak daha iyi olur, böylelikle uçuşan alerjenler odada kalmaz.

. Kedinizin her türlü cilt problemini çözmeye çalışın. Sağlıklı ciltler, daha az protein üretir.

. Eğer kediniz uysalsa, her hafta anti alerjik bir şampuanla yıkamak yardımcı olur.

. Kedinizin beslenmesini değiştirin; Omega 3 yönünden zengin besinler, kedinizin cildine de iyi gelir. İşlenmiş hiçbir besinle, kedinizi beslemeyin. Bu tarz yemekler, hem kedinize hem de cildine zarar verir.

2. EVİN HAVASINI DEĞİŞTİRİN

. Günlük süpürme tavsiye edilse de, bazen ters tepki de gösterebilir! Çoğu alerjik birey evi çok sık süpürüyorlar. Elektrik süpürgelerinin filtreleri, küçük alerjenleri filtreden tekrar havaya bırakıyor. Bu da sağlıklı bir temizleme sağlamıyor.

. Süpürgenin daha etkili olması için, mikro filtre kullanmalısınız. Bu tarz filtreler, en küçük alerjenleri bile filtreleyebiliyor. Proteinler sadece halı ve perdelerde değil; duvar kenarlarında da bulunabilirler. O yüzden, süpürgenizin her köşeye erişebildiğinden emin olun. Tabii ki, alerji sahibi asla süpürgeyi yapan kişi olmamalıdır.

. Süpürge yaparken, mobilya spreyi kullanmak etkili olur. Düzgün bir toz temizleme, alerjenlerin sayısını minimuma indirir.

. Evinizdeki kumaşların sayısını azaltın. Halılar çok fazla alerjen biriktirir. Kumaş perdedense, abajur perde daha az alerjen barındırır. Ancak onların da temizliğine çok özen göstermek gerekiyor. Kuş tüyü yastıklardansa, hipo alerjenik yastıkları tercih etmeye çalışın.

. Özellikle, kedinizi yatak odanızdan uzak tutmanız size alerjensiz bir ortam sağlar. Bu sizi hem psikolojik hem de fiziksel açıdan rahatır. (Tabii ki, kedinizi bir anda uzaklaştırmayın, bu onun psikolojisini kötü yönde etkileyecektir…)

. HEPA filtresi olan bir hava temizleyici alerjenleri azaltmada önemli bir rol oynar. Bu filtreler, ortamdaki alerjenleri neredeyse %100 yok eder. Normalde, kumaşların olduğu her odada olması gereken bu hava filtresini, en azından kesin olarak yatak odanıza koyun. Model seçerken mutlaka kullanım kılavuzunu okuyun ve alanın büyüklüğüne göre bir model seçin.

. Her ne kadar, havayı temizlemede ve proteinleri yok etmede çok etkili olsalar da; belirtilerin azalması birkaç günü bulacaktır. Bunu unutmayın!

3. KENDİNİZİ KORUMAYA ALIN

Tabii ki, sizin de kendiniz için almanız gereken önlemler var:

a. Ellerinizi yıkayın! Kedinizle sarılmalı, öpmeli dakikalar geçirdiğinizde, hemen ellerinizi ılık su ve sabunla yıkayın. Bunu bir alışkanlık haline getirin.
b. Kıyafetlerinizi sıklıkla yıkayın. Aynı kıyafetleri art arda giymemeye çalışın. Çok kirlenmemiş olsalar bile yıkamaya çalışın. Çamaşır makineleri alerjenleri yok etmekte gayet etkililer. Hipoalerjenik bir deterjan kullanmaya özen gösterin. Ayrıca, kuru temizleme de yine alerjenleri yok etmekte önemli bir araç.
c. Hayır, hayır kedicik! Her ne kadar bu çok sevimli olsa da, kedinizin yüzünüze sürtünmesine ve minik ısırıklarla oyun oynamasına izin vermeyin. Unutmayın ki, en çok alerjen kedilerin tükürüğünde bulunuyor.
d. Bir alerji uzmanıyla görüşün. Yazının başında da dediğimiz gibi birçok alerji çeşidi var. En doğru çözüm için, alerjinizin kaynağını öğrenmeniz en doğrusu olacaktır.
e. Alerji ilaçları. En doğru ilacı bulmak için mutlaka uzmanından yardım alın. Bazı ilaçlar birtakım kişilerde direkt etkili olurken, diğerlerinde hiçbir işe yaramıyor. Doğrusunu bulana kadar denemeye devam edin. Dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta ise, yan etkiler. Bazı ilaçlar alerjiyi yok etse de, güçlü yan etkiler doğurabiliyorlar.
f. Bağışıklık sisteminizi güçlendirin. Bir diğer çözüm de, alerjiye sebep olan proteini vücudunuza ufak ufak alarak, ya da probiyotik desteği kullanarak bağışıklık kazanmak.
g. Gıdayla alerjiden kurtulun. Özellikle Omega 3 içeren yiyecekleri tüketerek alerjik reaksiyonları azaltabilirsiniz. Buğday ve mısırdan uzak durarak bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz.

Kedinizi doyasıya öpememek fikri sizi üzüyorsa; tüm bunlara alternative olarak Pippet Kedi Alerjisine Karşı Koruyucu Sprey kullanabilir, evinize %100 doğal probiyotik takviyesi yapabilir, alerjiden kurtulabilirsiniz. Alerji şakaya gelmez. Mutlaka tedbirinizi alın ve hem minik dostunuzun hem de kendinizin sağlığını koruyun!

Patili, mutlu, sağlıklı günler dileriz!


Kaynak:
http://jacksongalaxy.com/blog/2014/08/28/allergic-to-cats

Share this post